| Eklenme tarihi: 26 Ocak 2010 |
|
|
|
MARKETLER KANUN TASARISI TASLAĞI HAZIR |
|
|
 Haber-Yorum (Franchise & More - Osman Bilge) AVM, BÜYÜK MAĞAZA VE ZİNCİRLERE DÜZENLEME YOLDA
Organize perakendeciler karşısında müstakil perakendecilerin şansı olmadığı, dünyadaki örneklerinden açıkça görülüyor. Organize perakendeciler, yani büyük mağazalar ve zincir mağazalar hangi sektöre girse, o sektör kökten değişiyor. Yüksek cirolara ulaşan, ucuza alıp ucuza satıyor. Örneğin milyarlarca dolar ciro yapan dev hipermarketlerin vergi öncesi karı cirolarının %1´i civarında kalır. Bireysel girişimcilerin, müstakil mağazaların bu tempoya ayak uydurmaları mümkün değil. Filler itişiyor, çimenler eziliyor. Amerikalıların "mom and pa shop", Almanların "Tante Emma Laden" dediği "bakkal amcanın dükkanı" yok olmuyor ama büyüklerin girmeye değmez gördükleri küçük yerleşim yerlerine ve büyüklerin uğraşmadığı türden ihtisas ürünlerine mahkum oluyor. Birkaç tane büyük perakende zinciri pazardan %50-80 arasında pay alıyor, binlerce küçük dükkancı günden güne daralan pazarda ekmeğini çıkarmaya çalışıyor. Bu gidişin dönüşü yok.
Organize perakendecilerin başarı sırrı basit temellere dayanıyor. Agresif satınalma teknikleri, düşük satış fiyatları, verimli yönetim teknikleri uyguluyorlar. Tedarikçilerini öldürmüyorlar, süründürüyorlar. Markasına güvenip direneni ya almıyorlar, veya karşısına "private label" denen kendileri için özel ürettirdikleri mağaza markalarını çıkarııyorlar. Giriş parası, raf payı, insert masrafı, yıldönümü kampanyası vb. gibi onlarca farklı isim altında tedarikçilerinden para alıyorlar. Veren mi daha kazançlı, vermeyen mi, orası belli olmuyor. Mağazaların tamamı tek firmaya ait olduğu için karları yüzde olarak az bile kalsa, toplamda tatmin ediyor. Bu formül karşısında ne müstakil mağazalar, ne daha küçük zincirler, ne de franchise zincirler rekabet edemiyorlar. Hepsi kazancıyla ev geçindirmek zorunda olduğundan, satış fiyatını aynı düzeye çekemiyor.
Gelişmiş ülkelerde kendi işini yapmak zor zenaat, rekabet acımasız. Çoğunluk profesyonel çalışmayı tercih ediyor. Tarım dışı sektörlerde Amerika´da kendi işini yapanların işgücü içindeki oranı %10, Türkiye´de %20. "Limon satsam daha çok kazanırım" deyip kiş hayatına atılanlar, gelecekte bu kadar cesur olamayacaklar.
Organize perakende,Türkiye´de önce süpermarket ve hipermarketlerle gücünü gösterdi. Ferhan Şensoy´un "Kahraman bakkal süpermarkete karşı" oyununda işlenen konu gerçek oldu. Yapı marketler nalburların karını düşürdü, elektromarketler zaten düşük karlı çalışan elektronik eşyacıların tamamen kapanmasına neden oldu. Bundan sonra her sektörde dev zincirleri göreceğiz.
Alışveriş merkezleri de işin bir başka boyutu. Her şehirde merkezi konumda dev binalar kuruldu. Yaz-kış klimalı ortamda yağmur çamur olmayan, her konunun her markanın bulunduğu mekanlar alıveriş yapmayanların bile uğrağı oldu. Kendi aralarındaki rekabetten ötürü son yıllarda AVM ler arasında zorlananlar var, kiraların yüksekliğinden ötürü kar edemeyen mağazalar var, ama burada durum "dışı seni yakar içi beni" misali. Asıl muzdarip olan sokaktaki esnaf. Müşteri alışveriş merkezlerine girince, dışarıda kalan iş yapamaz oldu. İçeri girse kiraya çalışacak. AVM lere girenler markalı mağaza olarak algılanıyor, dışarıda kalan meşhur olsa bile büyüyemiyor. Şehir merkezlerinde alışveriş merkezlerinin sayısı arttıkça durum daha da vahimleşecek.
Esnafın organize perakendeciler karşısında hiç şansı olmadığından, sorun sosyal problem haline geldi. Esnaf birlikleri, odaları, federasyonları, konfederasyonları buna karşı devletten destek istediler. Gerçi bu gidişin dönüşü yok ama, süreci yavaşlatsa bile kardır diyerek, mücadeleyi sürdürdüler. Alışveriş merkezlerinin ve hipermarketlerin şehir dışına taşınmasını, erken kapanmasını, hafta sonu açık kalmamasını istediler. 2008 yılında büyük tartışmalarla gündeme gelen yasa tasarısı, yerel seçim döneminde kaybolmuştu. Bugünlerde yasa tasarısı taslağı yeniden hazırlandı.
"Alışveriş Merkezleri, Büyük Mağazalar ve Zincir Mağazalar Kanunu Tasarı Taslağı” alışveriş merkezlerinin kendi aralarında ve şehirdeki esnafla yıkıcı rekabet etmemesi için valilik izniyle açılamasını öngörüyor. Zincir mağazaların da büyüklüğüne göre komisyon veya valilik onayı ile açılabilmesi öngörülüyor. Yasa taslağı ayrıca hipermarketlerin tedarikçilerinden çeşitli adlar altında istediği katılım bedellerinin, yıllık cirolarının %2´sini aşmamasını öngörüyor. Taslakta markalı üreticiler de unutulmamış, zincirlerin kendi markalarıyla sağladığı cironun toplamın %20´sini aşmaması öngörülüyor. Tabi bu bir taslak, daha komisyona gelecek, genel kurula gelecek, her aşamada değişebilir.
Ticarete bu derecede müdahale edilmesi, bize pek uygulanabilir gibi gelmiyor. Öncelikle mevcut durum "kazanılmış hak" görülüp korunacaktır. Yabancı sermaye hipermarket ve alışveriş merkezi işine büyük yatırım yaptığı için karlılığı etkileyen bir yasaya tepki gösterecektir. Bazen bir uluslararası firmanın isteği, binlerce esnafınkinden ağır basar. Diğer yandan, hipermarketler eğer tedarikçilerinden bu kadar bedel alabiliyorlarsa, vermeyenin yerine başkası girecek olduğu içindir. Devlet "para istemek yasak" dedi diye gücü olanın bu taleplerinden vazgeçeceklerini sanmıyoruz, olsa olsa ödemenin adı değişir. AVM lerin açılışını izne bağlamak da biraz geç kalmış bir denetim. Her yer AVM dolduktan ve müşteri sayısının yetersiz kalacağı, kiracıların iş yapamayacağı belli olduktan sonra yasaklamanın faydası yok, olan milli servete oluyor.
Her durumda önümüzdeki günlerde bu konu daha çok konuşulacak.
Taslağı indirmek için TIKLAYINIZ
Kaynak: www.retailturkiye.com
DİĞER HABERLER
|
|
|