ALIN KAZANIN
ANA SAYFA » Ziylan´dan son çağrı
Reklam
Eklenme tarihi: 30 Haziran 2009
Ziylan´dan son çağrı
Zara ve Mango´nun dünyada estirdiği "hızlı perakende ve moda" rüzgârı sadece tekstili değil ayakkabı sektörünü de peşine takmış görünüyor. Yeni dönemin yıldızı "perakende." Sektörde üretimden çok, tedarik ve mağazalaşma öne çıkıyor.
"Üretici olarak perakende noktalarına hâkim olamazsanız, sizin geleceğiniz tehlikede demektir" diyen Ziylan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ziylan da, bu yeni trende dikkat çekiyor. Flo, Polaris, Kinetix gibi kendisine ait ve lisanslı 30 markaya sahip olan 400 milyon TL cirolu Ziylan Grubu´nun yurtiçinde 120, yurtdışında 12 mağazası ve 3 fabrikada bin 800 çalışanı bulunuyor.
 
Mehmet Büyükekşi´nin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı olmasından sonra Grubun yeni yüzü olan Mehmet Ziylan, ABD, Fransa, Almanya gibi ülkelerde büyük perakende devlerinin ortaya çıktığını, Türkiye´nin de perakendede büyümesi gerektiğini düşünüyor.
 
Bu grupların Türkiye´yi de radarlarına aldığını belirten Ziylan, sektör temsilcilerine ve yatırımcılara birlikte hareket etmeyi öneriyor. Ziylan, "kolay lokma olmamak" için grup olarak hedeflerinin 250 Flo, 500 Polaris mağazası açmak olduğunu da kaydederek, "Maddi manevi tüm imkânlarımızı buna harcayacağız" diyor. Ziylan, krizin hafife alındığını ve önlemlerin geciktiğini de vurgulayarak, "2009´u atlatan şirketin sırtı yere gelmez" diyor.
 
 
Ziylan Grubu´nu bugüne kadar Mehmet Büyükekşi´yle tanıdık. TİM Başkanı olunca da Grubun yüzü siz oldunuz. Ne kadar süredir yöneticilik yapıyorsunuz?
Ayakkabıcılık baba mesleğimiz. Biz ikinci nesiliz. 1986´dan beri, 23 senedir yöneticilik yapıyorum. Anadolu insanları tatillerde çocuklarını çalıştırır ya, o yüzden çocukluğumdan beri çalışıyorum aslında. İyi ki de çalıştırılmışız. Meyvelerini sonradan gördük. Çalıştıklarımızın karşılığını almaya başladık.
 
Ziylan Grup hakkında biraz bilgi verir misiniz? Kaç markanız var, çalışan sayınız�
Ziylan, 13 şirketten oluşan bir grup. Yüzde 80-85 ayakkabı işinde. Çok az gıda ve inşaat sektöründeyiz. Bin 800 kişilik direkt istihdamımız var. Şirketin 30´a yakın markası var. Öne çıkanlar Polaris, Kinetix, Flo ve Dockers. Bunların çoğunun üretimini yapıyoruz. Markalarımız dışında lisanslı ürünlerimiz var. Dockers´ın lisansı da bizde. Bu markaların hem üretimi hem ithalatı var. Yüzde 50-60 üretim, gerisi ithalat. İhracatımız çok değil, 20 ülkeye yapıyoruz. Ağırlıklı olarak ihracatı Almanya, Rusya, Tunus, Yunanistan, Bulgaristan, Kuveyt´e yapıyoruz.
 
Dünya ciddi bir ekonomik kriz yaşıyor. Türkiye de ağır etkilendi. Sektörünüze nasıl yansıdı?
Ben bu krizin büyük bölümünün psikolojik olduğunu düşünüyorum. Bizim ürünümüz ikinci derece elzem ürün. Yani gıdadan sonra ayakkabıyı mecbur değil ama alır. Kriz haberleri yayıldığında tüketici beklemeye başladı. Eskiden kriz kendimizde olduğu zaman ihracata yönelir, kendimizi dışarı atardık. Kaç krizi Rusya sayesinde atlattık. Bu kez global bir kriz. Bu kez gidecek yer yok. Şimdi Ortadoğu pazarına saldırıyoruz. Orada mağazalar kurmaya, büro açmaya başladık.
 
İç piyasayı canlandırıcı önlemler alındı. "Kriz varsa çare de var" kampanyası başladı. Etkili oluyor mu?
Önlem almakta belki biraz geç kalındı. Belki erken olsaydı daha iyi olurdu. Kriz ciddiye alınmadı, geçeriz denildi. Ama şu anda bile alınıyor olması moral getirdi. Kampanyayı destekliyoruz. Çözüm için herkes katılmalı. Bazı firmalar devlet şunu bunu yapsın diyor. Kendileri fiyatları bile düşürmüyor. Bu olmadan halktan destek beklenilmez. Bizim sektörde de var bu firmalar. Önce bindirim yapıyor sonra indirim yapıyor. Böyle şey olur mu? Tekstilciler de yapıyor. İndirime özellikli fiyat açıyorlar. Ticari ahlaksızlık bu. Halkın gözünü boyuyor.
 
Sizin kriz stratejiniz ne oldu?
İnsanların morali çökünce plansız ürünleri ön plana koymaya başladık. İnsanlar belli bir fiyatın üzerindeki ürünleri planlayarak alıyor. Ama belli bir rakamın altında 30-40 TL oldu mu ihtiyaca bakmıyor. Biz de bu ürünleri sürmeye başladık. Çok iyi geri dönüşüm alıyoruz.
İlk 5 aydaki büyüme geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 5-6. Ama bu büyüme gerçek bir büyüme değil. Çünkü geçen yıl açık olan mağaza sayısı ile bu yıl açık olan mağaza sayısı arasında fark var. Yaklaşık 7 mağaza kapalı. Ama yine de bu bizim ne kadar doğru hareket ettiğimizi gösteriyor.
Ciro olarak yüzde 5, adet olarak yüzde 7 büyümüşüz. Kârlılık aynı oranda büyümedi tabii ki. Fiyatları aşağı çekince kârlılık da düşük kaldı. Yüzde 20 fiyatları geri çektik. Özel ürünler yaptık. Planlanmamış alışveriş için. Bu da bizim krizi yarasız hafif atlatmamızı sağladı.
 
Krizde bir gerileme belirtileri var mı?
Son 3 haftadır krizin etkisinin azaldığına dair olumlu veriler ortaya çıktı. Bizim işlerimizde de artış var. Özellikle haziranın başından beri. Yüzde 20 iş artışı var. Bu dönem bizim için pik sezon değil. Bizim mevsimsel pik sezonunuz mayıstır. Hazirandan sonra düşmeye başlar. Nisan-mayıs pik sezondur. İnsanlar yazın geldiğini hisseder. Havalar ısınır, ayakkabısını alır. Hazirandan sonra daha çok sandalet mevsimidir ve terlikler başlar. Haziran 15´ten sonra da düşer. Bu kez farklı bir trend var.
 
Sizce kriz ne zaman sona erer?
2009 böyle geçecek, 2010 için daha ümitliyim. 2011´den daha da çok ümitliyim. 2009´u geçirenin sırtı yere gelmez. Bu böyle devam ederse biz de krizi yarasız beresiz atlatacağız.
 
2009´u sırtı yere gelmeden geçiren firma sayısı çok olur mu sizce?
Sektörlere göre değişir. Bizim sektörde sıkıntı var. Bunu ben daha önce sektörün organize olamamasına bağlıyorum. Herkes münferit hareket ediyor. Örgütlü bir sektör değil. Biz senelerdir markalaşmaya dünyanın parasını yatırdık, şimdi onun meyvelerini yiyoruz. Sorunsuz malımızı sattığımız zamanlar bile iletişime, reklama para yatırmışız. Niye paranızı boşa harcıyorsunuz dediklerinde biz dedik ki, markalaşmamız lazım. Biz malımızı satıyor olabiliriz ama markalaşmamız lazım. Bunu da başarmış görünüyoruz. Şu anda halk güven arıyor. Malının arkasında duracak bir marka arıyor. Bizim en büyük avantajımız bu. Sektörde bunu yapmayan pek çok firma oldu. Bu yatırımları yapmadıkları için zor durumdalar.
 
Ayakkabı sektörü ne kadar büyüklüğe sahip bir sektör?
Büyüklüğü bilinmeyen bir sektör bu. Kayıtdışı. Bir otomobil sektörü gibi ölçülebilir değil. Otomobilde ne kadar ruhsat verildiyse, ne kadar araba satıldığı bilinir. Bizde böyle bir şey yok. Kaç firma kapandı onu bile bilemiyoruz. Çok zorda olan firmalar var, elenenler, düşenler var. Sektörün en önemli sorunu ise ithalat. Bu konuda önlem alınması için en fazla çalışan da Büyükekşi. Şimdi bir referans fiyat ve ek vergi getirildi. Bunlar nisbeten ithalatın önünü kesti. Sektör olarak
kolkola vermemiz lazım. Çünkü Türkiye, şu anda pazar olarak çok cazip. Ayakkabı pazarı da organize perakende sektöründe önü açık olan bir sektör. Hakkını vermemiz lazım. Yan yana gelmemiz lazım. Çünkü dünyadaki çok büyük oyuncular Türkiye´ye geliyor ve gelmeye devam ediyor.
 
Hangi firmalar geliyor?
Avrupa´nın en büyüklerinden Deichmann geldi. Almanya´da bin 800 mağazası var. Başka bir Reno diye bir marka girmek üzere. İnanılmaz bir fiyat avantajı ile geliyorlar. Yabancı firma diye de Türk vatandaşlarından inanılmaz bir teveccüh görüyorlar. 100 senelik, milyar dolarlık firma. ABD´den 3 milyar dolar büyüklükte başka bir firma Peidesgelmek üzere. Bin 300 mağazası var. Hazırlanıyor. Bu sektör buraya tüm emeğini vermiş, dışarıdan elin oğlu gelip ele geçirecek. Bunun kolay kolay olmaması lazım. Onun için biz bayilerimize, iş ortaklarımıza diyoruz ki, ´gelin kolkola verelim, güçbirliği yapalım, birlik olalım. Mağazalaşalım, genişletelim.´ Hiç olmazsa kolay yutulur lokma olarak görmesinler. Biraz midelerine oturalım.
 
Çağrınıza olumlu tepki alıyor musunuz?
Evet. Sene sonuna kadar 10-15 Flo ve Polaris mağazası açacağız. Yatırımcıları da davet ediyoruz. Mağazalarımızın yüzde 30´u franchise. Sektör biraz küçük mağazalardan oluşuyor. Baba oğul çalışıyor. Aile işletmeleri. Ben şuna benzetiyorum. Geçmişte bizim sokakta 4-5 bakkal vardı. Sonra süpermarket açıldı, bir iki tane kaldı. Daha sonra Metro açıldı, ne süpermarket kaldı ne bakkal. Yani böyle bir değişim oldu. Bu da böyle bir şey. Bu değişimin farkında olan bir iki firma var. Biz 250 Flo, 500 Polaris açmayı planlıyoruz. Hızlı gitmek istiyoruz. Maddi manevi bütün imkânlarımızı buna harcayacağız.
 
Dünyada ayakkabı sektörü nereye gidiyor?
Dünyada ayakkabı sektöründe perakende mağazacılık ağırlık kazanıyor. Zaten bunlar bizim ürettiğimiz, yarattığımız değil, gördüğümüz şeyler. Almanya mağazalaşmış yıkabilmek mümkün değil. Fransa´yı örnek vereyim, iki büyük markası var. Birinin bin 700, birinin bin 300 mağazası var. Peides´in 3 bin mağazası var. Yani dünya buna gidiyor. Üretici olarak perakende noktalarına hâkim olamazsanız sizin geleceğiniz tehlikede demektir.
Ayakta kalabilmemiz için, rekabetin etkilememesi için büyümemiz lazım. İmalatla, şunla bunla belki beş sene daha gidebiliriz. Ondan sonrası tehlikeli. Maliyet açısından zor. En büyük imalat kapasitesi bizde. Full çalışıyoruz. Niye, mağazalarım sayesinde. Mağazalar olmasa 3 fabrikamız var belki yarısını kapatmak zorunda kalacağım. Bu yüzden hedefimiz en geniş tabanlı perakende mağazalaşması olacak.
 
Antep yemeklerinin formüllerini annem koruyor
 
Gıdada neler yapıyorsunuz?
Afyon´da fabrikamız var. Bu alanda daha 4-5 senelik kuruluşuz. Çok büyük değiliz. Yüzde 70 ihracat yapıyoruz. Soğuk hava depoları yaptık, satış yapıyoruz. Antep dolmamız, dondurulmuş lahmacun, çiğ köfte gibi ürünlerimiz çok tuttu. İnanılmaz satılıyor. Biz de evde kullanılıyoruz. Formüllerimiz annemin gözaltında. Bazen malzemesini az koymuşsunuz diye eleştiriyor. Sağlık sorunun önüne devlet geçti. Kanserojen madde içeren tüm hammaddeler denetleniyor. Yeni başladı. Gümrüklerde laboratuvarlarda inceletmeden ürün çekemiyorsunuz. Yeni uygulama ama herkes tarafından dikkat ediliyor.
 
Şirketi verelim profesyonele onlar çalıştırsın demeyeceğiz
 
Kalabalık bir ailesiniz. Aile şirketlerinin sorunlarını yaşamamak için kurumsallaşmaya önem veriyor musunuz?
Ailemizde yeterince genç vardı. Şimdi üçüncü kuşak geliyor. Ama yalnızca aile şirketi olarak kalmadık. Koç gibi büyük gruplarda çalışmış profesyonellerimiz var. Buna inanıyoruz. Bizim en büyük başarımız ailede büyük uyum ve saygı. Niye aile şirketleri büyüyemezler. İkinci nesil gelir, birbirleriyle anlaşamaz. Biz de çok şükür saygı var. Bizim nesil böyle yetişti. Ayrıca danışmanımız var. Bize göre maksimum kurumsallaşma yapıyoruz. Ama hiçbir zaman verelim profesyonele onlar çalıştırsınlar, biz de ay sonunda paramızı alıp, yiyelim demeyeceğiz. Dünyayı bu hale getiren CEO´lar.
 
Mehmet Ziylan kimdir
30 Aralık 1965 Gaziantep´te doğdu. Liseyi İstanbul´da tamamladıktan sonra, 2 yıl İngiltere´de Pazarlama ve İngilizce eğitimi gördü. 1987´de patronu ve babası Ahmet Ziylan Bey´in kurduğu Ziylan Ayakkabı AŞ´de yöneticiliğe başladı. Bugün bünyesinde 12 şirketin bulunduğu Ziylan Grubu´nun Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor. Fenerbahçe Spor Kulübü, 1907 Fenerbahçe Derneği ve Yeşilköy Spor Kulübü Üyesi olan Ziylan, evli ve 3 çocuk babası.
 
JALE ÖZGENTÜRK/REFERANS

DİĞER HABERLER

Cafe Crown Caribou oluyor
Cafe Crown Caribou oluyor
Ülker´in kafe zinciri, Kuveyt´li ortakla Amerikan markası Caribou´ya dönüşüyor
  Cafe Crown Caribou olıyupor
Cafe Crown Caribou olıyupor

Ferit Şahenk´e şok!
Ferit Şahenk´e şok!
Doğuş Holding´in 11 Milyon TL´ye aldığı Nusr-Et´te şok gelişme
  Türkiye markalaşmada İtalya ve İspanya´yı izliyor
Türkiye markalaşmada İtalya ve İspanya´yı izliyor
BMD tarafından hazırlanan rapor, markalaşmayla Türkiye´nin kazanacaklarını gösteriyor
İLETİŞİM / REKLAM
info@franchise.com.tr
© 1997-2011 Franchise.com.tr - Tüm hakları saklıdır.
WEB YAZILIM / UYGULAMA
Microsom
ANASAYFA |   MARKALAR |   FIRSATLAR |   AVM |   BİLGİLER |   HABERLER İLETİŞİM ONLINE DANIŞMA